Kalabalıkların ortasında yalnız kalınır mı?
Kalınır elbette. Hem de en çok orada kalınır.
Bir masada birkaç kişi oturur, herkes konuşur, herkes birbirine bir şeyler anlatır... Sen de oradasındır, başını sallarsın, hatta gülersin bile. Ama içten içe bilirsin ki o an kimse sana değmiyordur. Söylenen hiçbir cümle, içindeki o sessiz boşluğa ulaşmaz.
İnsan bazen yok sayılmaz ve daha tuhaf bir şey olur. Var kabul edilir ama hissedilmez.
Gürültünün İçindeki Sessizlik
Artık herkes konuşuyor, üstelik hiç olmadığı kadar çok. Ama nedense, insan hiç olmadığı kadar az anlaşılıyor.
Telefonlar çalıyor, mesajlar geliyor, ekran ışıkları hiç sönmüyor. Bir temas varmış gibi görünüyor ama o temasın içinde hiçbir derinlik yok. Çünkü iletişim çoğaldıkça temas azalır oldu. İnsanlar birbirine ulaşabiliyor, ama birbirine dokunamıyor.
Belki de işte bu yüzden, en büyük yalnızlık sessizlikte değil, gürültünün ortasında yaşanıyor.
Kendine Düşemeyen İnsan
Yalnızlıktan kaçmak kolaydır da kendinde kalmak zordur. İnsan gününü doldurur, bir şeylerle oyalanır, bir yerlere yetişir, birileriyle konuşur. Ama durduğu anda, o kaçtığı şeyle karşılaşır yani kendi iç sesiyle.
Ve çoğu insan, o sesle ne yapacağını bilemez.
Bu yüzden yalnızlık sadece insanın kendisinin dışında değil, içinde de büyür. İnsan kendine yabancılaştıkça, kalabalıklar onu kurtaramaz. Tam aksine, daha da görünmez hale getirir.
Kalabalıkların Örttüğü Şey
Kalabalık her zaman bir şeyi örter.
İşte bu çoğu zaman eksikliğidir.
İnsan ne kadar çok insanla çevriliyse, o kadar az derinleşir bazen. Çünkü herkesin olduğu yerde, kimse gerçekten durup bakmaz. Sorular hızlı sorulur, cevaplar da daha hızlı verilir. Kimse bir cümlenin içinde yeterince kalmaz.
Her şey yüzeyde akar.
Gülüşler yüzeyde, sohbetler yüzeyde akar.
İlişkiler bile çoğu zaman yüzeydedir.
Ve insan, tam da bu yüzden derin bir yalnızlık hisseder.
Peki Yalnızlık Gerçekten Nedir?
Yalnızlık çoğu zaman yanlış tanımlanır.
İnsanlar yalnızlığı, tek başına kalmak sanır.
Oysa asıl yalnızlık, uyulmamanın da ötesinde anlaşılmamaktır.
Yanında biri varken bile içini dökememek, anlatmaya değer bulamamak yada bulunmamak zannı.
Bazen insan tek başınayken daha az yalnız hisseder. Çünkü en azından kendine yabancı değildir. Kendiyle konuşabilir, kendini duyabilir.
Belki de bu yüzden, yalnızlık her zaman kaçılması gereken bir şey değildir.
Kendine Dönebilmek
Yalnızlık doğru yaşandığında bir boşluk değil, derya deniz bir alan olur.
İnsan orada toparlanır, düşünür, hatırlar.
Kendine dönmek, çoğu zaman yalnız kalmayı göze almayı gerektirir. Çünkü insan kalabalıkların içinde kaybolurken fark etmez ama yalnız kaldığında kendini görmeye başlar.
Bu kolay değildir ama çok gereklidir.
Belki de mesele yalnız kalmamak değildir, yanlış kalabalıklarda kaybolmamaktır.
Çünkü insan, herkesin içinde kaybolabilir.
Ama kendine dönebildiği anda, yeniden bulunur.
Yorumlar