Advert
Advert

İnsan: Sadece Var Olduğu İçin Kıymetli Olan Mucize

Yayınlanma Tarihi :
author

ALİ KEKLİKTEPE

Modern dünya bizden sürekli bir şeyler talep ediyor: Bir unvan, bir başarı hikayesi, kabarık bir banka hesabı, kusursuz bir sosyal medya profili ya da toplumsal normlara uyum sağlama becerisi... Sanki bu hayatta yer kaplamaya hak kazanabilmek için her gün yeniden bir "değer sınavına" tabi tutuluyoruz. Bize sunulan gizli sözleşme çok açık: "Bir şey ol ki, değer gör."

Oysa bu kapitalist ve faydacı ezberin tam karşısında, insanlık tarihinin en soylu, en yalın gerçeği duruyor: "İnsan, yalnızca insan olduğu için değer görmelidir."

Ne yazık ki "insan onuru" dediğimiz o sarsılmaz temel, günümüzde koşullara bağlı bir lükse dönüştürüldü. Bir insanın saygı görmesi için nereli olduğu, hangi dili konuştuğu, ne kadar kazandığı ya da toplumun hangi katmanında yer aldığı soruluyor önce. Etiketler, özün önüne geçiyor. Bir makam koltuğuna gösterilen hürmetle, sokaktaki bir kağıt toplayıcısına yöneltilen bakış arasındaki o uçurum, insanlığımızın nerede zedelendiğinin en net aynasıdır. İnsanı ürettiği artı değerle, statüsüyle ya da kullanışlılığıyla ölçmeye başladığımız an, toplumsal vicdanın çürüdüğü andır.

Etiketlerin Ötesinde Bir Varoluş
Düşünelim: Bir bebek dünyaya geldiğinde, ona neden şefkat gösteririz? Henüz bir mesleği yoktur, topluma somut bir katkı sağlamamıştır, hiçbir fikri savunmamıştır. Onu sadece var olduğu için, o saf yaşam mucizesini taşıdığı için sever ve koruruz.

Peki, büyüme serüveninde ne değişiyor da bu saf değeri kaybediyoruz? Koşulsuz sevgiyle başlayan hayat, neden koşullarla prangalanmış bir saygı arayışına dönüşüyor?

Bir insanın değerini;

Başarılarına: Çünkü başarı geçicidir, başarısızlık da insana dairdir.

İnançlarına ya da kökenine: Çünkü hiç kimse doğacağı coğrafyayı veya aileyi seçemez.

Maddi gücüne: Çünkü zenginlik bir gecede yok olabilir, ama insan kalır.

bağlayamayız. İnsanın değeri, göğüs kafesinin altında çarpan o kalptedir; düşünebilmesinde, hissedebilmesinde, acı çekebilmesinde ve sevebilmesindedir. Kısacası, sadece "var olma" mucizesindedir.

Koşulsuz Saygı Bir İhtiyaç Değil, Zorunluluktur
"İnsanı bir araç olarak değil, her zaman bir amaç olarak gör." - Immanuel Kant

Aydınlanma filozoflarından bugüne uzanan bu köklü düşünce, aslında toplumsal huzurun da tek reçetesidir. Birbirimize sadece "insan" olduğumuz için saygı duymayı becerebildiğimiz gün; adaletsizlikler, ayrımcılıklar ve ötekileştirme kültürü kendiliğinden yok olacaktır. Çünkü karşımdakini kendim gibi bir "can" olarak gördüğümde, onun hakkını gasbetmek, onu küçümsemek ya da incitmek kendi varoluşuma ihanet etmek anlamına gelir.

Bugün dünyadaki pek çok krizin, savaşın ve toplumsal cinnetin temelinde yatan sebep tam olarak budur: Karşıdakinin insanlığını unutmak, onu bir "sayıdan", bir "düşmandan" ya da bir "araçtan" ibaret görmek.

Sonuç olarak;

Hayatın karmaşası içinde unuttuğumuz o pusulayı yeniden elimize almalıyız. Karşımızdaki insanın fikrine katılmasak da, yaşam tarzını benimsemesek de, onunla aynı dili konuşmasak da durup kendimize şunu hatırlatmak zorundayız: O da benim gibi bu evrende bir nefes, o da bir insan.

Birbirimize unvanlarımızdan sıyrılarak, çıplak birer insan olarak bakmayı öğrenmeliyiz. Çünkü insan, performansa dayalı bir proje değildir. İnsan; hatasıyla, sevabıyla, kırılganlığıyla ve sadece var oluşuyla saygıyı hak eden en yüce değerdir. Dünyayı daha yaşanabilir bir yer kılmanın ilk adımı, bu gerçeği birbirimizin gözlerinin içine bakarak yeniden ilan etmektir.

begendim
0
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim

Yorum Gönder

Yorumlar