Günümüz dünyasında sivil toplum kuruluşları, toplumsal dönüşümün ve yerel kalkınmanın en dinamik aktörleri haline geldi. İster bir mahallede dayanışmayı büyütmek, ister mesleki hakları savunmak, isterse de toplumsal farkındalık yaratmak amacıyla yola çıkılsın; derneklerin tek başlarına yürüttükleri mücadeleler bir noktadan sonra kabuğuna sığmaz olur. İşte bu aşamada, ses daha gür çıksın, projeler daha geniş kitlelere ulaşsın diye "üst kuruluşlar" yani federasyonlar devreye girer. Ancak tam da bu birleşme arifesinde, dernek yönetimlerinin karşısına aşılması zor görünen bürokratik bir duvar dikilir: Dernek Tüzüğü.
Dernek yöneticilerinin ve genel kurul üyelerinin en çok tereddüt yaşadığı, adeta bir hukuki labirente dönüştürdüğü soru şudur: “Bizim tüzükte federasyona katılabiliriz ya da katılamayız diye bir madde yok. Şimdi ne yapacağız? Oturup sıfırdan tüzük mü değiştireceğiz?”
Hemen belirtelim: Hayır, fırtına koparmaya gerek yok. Hukukun rehberliği, sivil toplumun önünü tıkayan değil, aksine onu açan bir meşaledir. Türk Medeni Kanunu ve Dernekler Mevzuatı bu konuda son derece net bir çizgi çizer. Eğer bir derneğin tüzüğünde üst kuruluşlara üyeliği engelleyen, yasaklayan açık bir hüküm yoksa, o tüzükte hiçbir şey yazmaması bir eksiklik veya engel teşkil etmez. Kanun koyucu, tüzükte açıkça yasaklanmayan alanlarda iradeyi, sivil toplumun en demokratik organına, yani Genel Kurul’a bırakmıştır.
Peki, bu süreç sahada nasıl işler? Tüzükte bir hüküm bulunmaması, yönetim kuruluna tek başına gidip bir federasyona imza atma yetkisi vermez. Demokrasinin ilk kuralı, sandıktır. Dernek yönetimi, olağan veya olağanüstü bir genel kurul çağrısı yapar ve gündeme "Federasyona katılım konusunun görüşülmesi" maddesini ekler. Tüzük değişikliği yapılmayacağı için, o yorucu ve stresli "üçte iki (2/3) nitelikli çoğunluk" arama mecburiyeti de ortadan kalkar. Toplantıya katılan üyelerin salt çoğunluğu, yani yarıdan bir fazlası "Biz bu çatı altında birleşmek istiyoruz" diyerek el kaldırdığı an, hukuki zemin tamamlanmış olur.
Bu noktadan sonra işin bürokrasi kısmı tamamen şeffaftır. Üye olunacak federasyonun kapısı çalınırken dosyanıza hem mevcut tüzüğünüzü hem de o iradeyi beyan eden genel kurul divan tutanağını koyarsınız. Federasyon yönetimi tüzüğe bakar, bir yasak olmadığını görür; tutanağa bakar, üyelerin onayını ve seçilen delegeleri görür. Böylece ortak gelecek için ilk resmi imza atılmış olur.
Sivil toplumda örgütlenmek, sadece yan yana gelmek değil, ortak bir vizyonda kenetlenmektir. Tüzüklerdeki kelime boşlukları, bu kenetlenmeye asla engel değildir. Eğer tüzüğünüzde katı bir yasaklama yoksa, bürokrasinin gölgesinde zaman kaybetmek yerine, genel kurulunuzun iradesine güvenerek ortak hedeflere doğru yürümekten çekinmeyin. Unutmayın ki, tabelalar yan yana geldikçe, yerelde üretilen çözümler ulusal, hatta uluslararası birer başarı hikayesine dönüşür.
Yorumlar