Edirne Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Levent Öztürk, uykusuzluk yakınması olan ve bu amaçla özellikle en az son 1 yıldır düzenli melatonin kullanan bireylerde kullanmayanlara göre kalp yetmezliği görülme sıklığının daha yüksek olduğunun ortaya çıktığını söyledi.
Almanya'da gerçekleştirilen geniş çaplı bir araştırma, uyku düzenleyici olarak yaygın biçimde kullanılan melatonine ilişkin çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Yapılan araştırmaya göre, uzun süreli ve özellikle 1 yılın üzerindeki düzenli melatonin kullanımının kalp yetmezliği riskini yüzde 90'a kadar artırabileceği tespit edildi. Çalışmada ayrıca, melatonin kullanan grupta kalp yetmezliği nedeniyle hastaneye yatış oranlarının da belirgin şekilde arttığına dikkat çekildi. Kamuoyunda "doğal" ve "zararsız" bir takviye olarak bilinen melatonine ilişkin bu veriler, özellikle kalp rahatsızlığı riski taşıyan bireyler açısından yeni bir tartışma başlattı.
Son 1 yıldır düzenli melatonin kullananlarda tüm nedenlere bağlı ölüm oranı kullanmayanlara kıyasla 2 kat daha fazla görüldüğünü belirten Prof. Dr. Öztürk, yeni kalp yetmezliği nedeniyle hastaneye başvuru oranının ise yaklaşık 3 kat daha fazla olduğunu ifade etti. Melatonin grubunda kalp yetmezliği oranının yüzde 19 civarındayken, kullanmayan grupta bu oranın yüzde 6,5 seviyelerinde olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Öztürk, bu sonuçların melatoninin son derece güvenli ve rahatlıkla kullanılabilir bir molekül olduğu yönündeki algıya gölge düşürdüğünü ifade etti. Melatoninin bazı ülkelerde reçeteye tabi olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Öztürk, İngiltere'de bu uygulamanın geçerli olduğunu belirtti. Türkiye dahil birçok ülkede ise melatoninin reçetesiz temin edilebildiğine değinen Prof. Dr. Öztürk, "Böylece sırf yararlı etkileri göz önüne alınarak da herhangi bir hastalığı olmayan bireylerde doktor önerisi olmadan melatonin kullanımına yönelebiliyorlar. Bunun orta uzun vadede olumsuz etkilerinin olabileceği şüphesi var artık. Doktor kontrolü ve önerisi olmadan melatonin de olsa kullanmamakta yarar var. Melatoninin uzun dönem takibini gerektiren bir durumla karşı karşıya kaldık diyebiliriz" ifadelerine yer verdi.
Kaynak: İHA
Yorumlar