NiL Sezer’in her hafta hazırlayıp sunduğu Perspektif programının bu haftaki konuğu İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Burhanettin Kocamaz oldu.
Kocamaz, İyi Parti cephesinden Türkiye’nin geleceğine ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. İYİ Parti’nin kuruluş sürecinin merkezde konumlanan, herkesi kucaklayan ve Türkiye’nin geleceğini bu anlayışla şekillendirmeyi hedefleyen bir vizyonla ortaya çıktığı vurgulandı.
İlk süreçte farklı siyasi aktörlerin “tek adam sisteminin Türkiye’yi felakete sürükleyeceği” görüşünde birleştiği hatırlatılarak, sonrasında yaşanan yön değişikliklerinin kamuoyu tarafından da sorgulandığı ifade edildi. İYİ Parti’nin, oluşan siyasi boşluğu doldurmak amacıyla başından bu yana kararlılıkla mücadele ettiği belirtildi. 2023 seçimlerine de değinilen açıklamada, altı partinin bir araya gelmesiyle kurulan ittifakın, aday belirleme sürecinde yaşanan inatlaşmalar nedeniyle başarısız olduğu savunuldu. Bu süreçte parti içi hesaplaşmaların Türkiye’nin geleceğine zarar verdiği ifade edildi. 2024 yerel seçimlerinde İYİ Parti’nin tek başına seçime girme kararlılığına dikkat çekilerek, bu kararın ardından Sayın Meral Akşener’in sorumluluk alarak görevini bıraktığı hatırlatıldı. Sonrasında göreve gelen Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu’nun, beklentilerin üzerinde bir performans sergilediği ve partiye yeni bir ivme kazandırdığı vurgulandı.
Açıklamada, İYİ Parti’nin tek ortağının Türk milleti, tek mücadelesinin ise Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği olduğu ifade edilerek, hiçbir gizli anlaşmaya girmeden, siyasi oyunlara kapılmadan yollarına devam ettikleri belirtildi. Son kongrede Genel Başkan Dervişoğlu’nun güven tazelediği ve yeni yönetimin kamuoyunda geniş bir takdir topladığı ifade edilirken, Türkiye’nin ideolojik kalıplara sıkıştırılarak yönetilemeyeceği vurgulandı. Ekonomiye de değinilen açıklamada, 2018’den bu yana süren yüksek enflasyonun Türkiye’nin kötü yönetildiğinin açık bir göstergesi olduğu savunuldu. Dünyanın birçok ülkesinin kısa sürede enflasyonu kontrol altına aldığı, Türkiye’nin ise hâlâ bu sorunla mücadele ettiği belirtildi.
Amatör ve Profesyonel Kulüplerin Yaşadığı Sorunlara Dikkat Çeken Açıklamalar Geldi.
Uzun yıllardır spor kulüpleriyle iç içe olduğunu belirten konuşmacı, belediye başkanlarının kulüpleri yalnızca “üstlenmekle” değil, gerçekten sahiplenmesi gerektiğini vurguladı.
Belediyelerin, yasal olarak kulüplere doğrudan bütçe aktaramadığını hatırlatan konuşmacı, bu durumun kulüplerin ayakta kalmasını zorlaştırdığını ifade etti. 2004 yılında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Türkiye Belediyeler Birliği ile yaptığı toplantıda bu konunun gündeme geldiğini hatırlatarak, belediyelere kulüpleri yaşatabilmeleri için yetki verilmesinin talep edildiğini söyledi.
Kulüplerin ayakta kalabilmesi için iş dünyasının desteğinin hayati önemde olduğuna dikkat çeken Kocamaz, “Mersin’de çok sayıda iş insanı ve tesis var ama ne yazık ki kulüplere sahip çıkan yok. Bu olmayınca kulüpler ciddi sıkıntı yaşıyor” dedi. Amatör kulüplere bugüne kadar imkanlar dahilinde destek verdiklerini belirten konuşmacı; forma, ulaşım, tesis ve saha yapımı gibi katkılara dikkat çekti.
Mersin İdman Yurdu özelinde yaşanan sürece de değinilerek, kulübün borç yüküne rağmen yeterli desteği göremediği, zamanında yapılabilecek hamlelerle bu sürecin tersine çevrilebileceği ifade edildi.
Kocamaz’ın Açıklamasında şu vurgu öne çıktı: “Bu kulüpler belediyelerin tek başına ayakta tutabileceği yapılar değil. Asıl sahiplenmesi gereken kenttir. ‘Bu takım benim’ diyen bir şehir olmadığı sürece bu kulüplerin yaşaması mümkün değil. Spor kulüplerinin kentin tanıtımı, ortak kimliği ve toplumsal birlikteliği açısından vazgeçilmez bir değer olduğunun altını çizerek, tüm kente sahiplenme çağrısında bulundu.
Tarımda Tehlike Çanları Çukurova’dan Yükseliyor.
Çocukluğundan bu yana tarımın içinde olduğunu belirten konuşmacı, Çukurova’da pamuk üretiminin bir dönem bölgenin en önemli geçim kaynağı olduğunu hatırlattı. 1970’li yıllarda pamuğun büyük gelir sağladığını ifade eden konuşmacı, daha sonra yaşanan beyaz sinek sorununun üretimi ciddi şekilde etkilediğini söyledi. Beyaz sineğin bitkinin suyunu emerek hem verimi düşürdüğünü hem de ürünü kuruttuğunu belirten konuşmacı, ilk dönemlerde ilaç bulunmaması nedeniyle üreticilerin ilkel yöntemlerle mücadele etmeye çalıştığını aktardı. Zamanla ilaçların piyasaya çıktığını ancak yüksek maliyetlerin çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını dile getiren konuşmacı, bu süreçte pamuk ekiminin bölgede hızla gerilediğini söyledi. Son yıllarda ise çiftçilerin sürekli zarar ettiğini vurgulayan konuşmacı, üreticilerin ayakta kalabilmek için toprağını, traktörünü hatta evini satmak zorunda kaldığını ifade etti. Bu durumun gençleri tarımdan kopardığını belirten konuşmacı, bugün çiftçilik yapanların yaş ortalamasının 60’a dayandığına dikkat çekti.
Sulama ve Yerel Yönetim Uygulamalarına Yönelik Eleştiriler Dikkat Çekti.
Geçmişte sulama hizmetlerinin Devlet Su İşleri tarafından yürütüldüğünü hatırlatan konuşmacı, o dönemde tesislerin bakım ve işletmesinin daha sağlıklı şekilde yapıldığını ifade etti.
Daha sonra sulama birlikleri modeline geçildiğini belirten konuşmacı, bu birliklerin yeterli altyapı oluşturulmadan kurulduğunu ve zamanla yalnızca aidat toplayan yapılar haline geldiğini söyledi. Seçimle iş başına gelen birlik yönetimlerinin de ciddi sorunlara yol açtığını vurguladı. Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde köylerin tüzel kişilikleri kaldırıldıktan sonra kooperatifler kurdurduklarını aktaran konuşmacı, bu kooperatiflere sulama boruları ve tesisler kazandırıldığını, belediyenin de süreci denetlediğini belirtti. Ancak son yıllarda kooperatiflerin ve sulama birliklerinin merkezileştirilmesine yönelik alınan kararların, sahada yeni sorunlara yol açtığını ifade etti.
Özel Haber: İrem KOCA
Yorumlar